COVID-19 hastalığı ve pandemi ilişkisi

2019 yılının sonlarında Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde etkili olmaya başlayan ve zamanla dünya geneline yayılım gösteren koronavirüs kökenli hastalık 3 Mart günü itibariyle 72 ülkeye yayılmış durumda. Hastalık vakaları, Güney Amerika ve Antartika dışındaki her kıtada görülüyor. SARS-CoV-2 ismi verilen koronavirüsten kaynaklanan bu hastalığa COVID-19 adı verildi. Dünya Sağlık Örgütü’nün 3 Mart günü yayınladığı son rapora göre, Dünya genelinde 90.870 vaka tanımlandı. Bu vakaların 1922 tanesi 2 Mart günü yayınlanan bir önceki rapordan sonra bildirilmiş. Enfeksiyon vakalarının 80.304 tanesi Çin’den, 10.566 tanesi ise Çin dışındaki ülkelerden bildirilen vakalardır. Çin’de 2946 kişinin yaşamını yitirdiği, Çin dışındaki ölüm sayısının 166’e yükseldiği kaydedildi. Dünya Sağlık Örgütü 3 Mart günü itibariyle İran’da 1501 COVID-19 vakasının görüldüğünü ve 66 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

COVID-19 hastalığının dünya genelinde görüldüğü bölgeler. (Kaynak: CDC (Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi))

Virüsün yayılım hızı ve dünya genelinden gelen vaka sayısı artışları, koronavirüs kaynaklı bu salgının bir pandemiye dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda endişelere neden olmakta. Dünyanın bir pandeminin eşiğinde olması tartışmalı olan konular arasında kendine yer bulunuyor. Peki, pandemi nedir? Bir pandemiyi salgından ayıran özellikler neler? Koronavirüs kökenli hastalık pandemiye dönüşebilir mi?

Pandemi nedir?

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre pandemi, yeni bir hastalığın dünya çapında yayılmasıdır. Başka bir tanım yapacak olursak pandemiyi neredeyse kontrolden çıkmak üzere olan ve dünya genelinde yayılım göstermiş olan salgın hastalık olarak nitelendirebiliriz. Pandemi genellikle Influenza ile ilişkilendirilmektedir. Pandemi, kişiden kişiye bulaşan bir hastalığın iki veya daha fazla kıtaya yayıldığını ve bu yayılımın süreklilik taşıdığını gösterir.

Koronavirüs kökenli COVID-19 hastalığı için hem salgın hem de pandemi kelimeleri kullanılabilir. Kelimelerin ne zaman ve ne koşullar altında kullanılacağına dair sert kurallar yoktur. Ancak bir hastalığın pandemi olarak adlandırılması biliminsanlarından ve sağlık çalışanlarından gelen geri bildirim dikkate alınarak Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklama ile birlikte resmiyet kazanır.

Pandemi ve salgın arasındaki farklar nelerdir?

Tüm pandemiler, belirli bir coğrafi bölgede ortaya çıkan hastalık salgını ile başlar. Ancak bu salgın sadece o bölge ile sınırlı kalırsa pandemiye dönüşme gözlenmez. Bir hastalık küresel ölçekte yayılım gösterirse, farklı kıtalarda salgınlar haline gelirse bu durumda bu hastalık pandemik özellik taşıyor demektir.

COVID-19 hastalığı bir pandemi midir?

COVID-19 hastalığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından geçtiğimiz ay yapılan açıklama ile birlikte küresel boyutta acil sağlık durumu kapsamına alındı. DSÖ aynı zamanda Çin ve dünyanın belli başlı bölgelerinde COVID-19 hastalığı açısından yüksek sağlık riski olduğunu açıkladı. Ancak koronavirüs kökenli hastalık henüz pandemi olarak nitelendirilmiyor.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü olan Tedros Adhanom Ghebreyesus, pandemi kelimesinin kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin kararın virüsün coğrafi yayılımına, etkilerinin ciddiyetine ve enfeksiyon vakalarının sayısına bağlı bir değerlendirmenin ardından verileceğini ifade etti.

Son pandemi neydi?

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan son pandemi ilanı 2009 yılındaydı. H1N1 virüsünün neden olduğu domuz gribi hastalığı yayılım gösterdiği ilk altı ay içerisinde 1 milyar insanı enfekte etmiş ve yüz binlerce kişinin ölümüne neden olmuştu.

1918 yılında etkili olan İspanyol gribi de oldukça ölümcül bir etki gösteren ve sadece bir yıl içerisinde dünya çapında en az 50 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden olan pandemilerden biriydi.

CDC (Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi)’nin hazırladığı görsel Türkçeleştirilmiştir.

COVID-19 pandemi olarak ilan edildiğinde ne olacak?

Pandemi ilanı, hastalığın dünya genelinde yayılımının önlenmesi ve tedavilerin geliştirilmesi için kullanılacak kaynakların arttırılması açısından önemlidir. Salgının kontrol altına alınmasına yönelik yoğun çaba ve panikten kaçınmak istenmesinin Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi ilanını henüz yapmamış olmasındaki temel nedenler olduğu belirtilmekte.

Minnesota Üniversitesi’nden epidemilog Michael Osterholm, COVID-19 hastalığının SARS ve MERS hastalıklarından farklı bir etki ve yayılım düzeyine ulaştığını ifade ederek SARS-CoV-2 koronavirüsünün neden olduğu hastalığın grip gibi yaygın bir şekilde dünya genelinde yayılım gösterdiğini vurguluyor.

Osterholm, koronavirüs ile başa çıkmak için bakış açımızı değiştirmek durumunda olduğumuzun altını çiziyor. SARS-CoV-2 koronavirüsünün yayılmasını engellemek için kullanılan seyahat kısıtlamalarından çeşitli sınırlandırmalara kadar tüm yöntemlerin önemli ancak geçici olduğunu ifade eden Osterholm, söz konusu yöntemlerin uzun vadede etkisiz kalacağını belirtiyor.

Pandemi ilanı, daha fazla kaynağın ve olanağın araştırmalarda kullanılabilmesi için önemli olsa da çoğu ülkenin pandemi ilanına karşı mevcut bir hazırlığı olmaması nedeniyle zorluklar yaşanabileceği belirtiliyor. 2019 yılının sonlarında Johns Hopkins Küresel Sağlık Güvenliği Merkezi tarafından yapılan ve 195 ülkenin incelendiği çalışmayla, çoğu ülkenin hastalık teşhisinde yeterli seviyede bir sisteme sahip oldukları ancak belirli ülkelerde yeterliliğin sağlanamadığı raporlanmıştı. Araştırma sonucunda Kanada ve ABD gibi pandemi ilanına en hazırlıklı ülkelerde bile eksikliklerin olduğu kaydedilmişti.

Dolayısıyla teşhis ve tedavi konusunda çok daha hızlı ilerlemeler sağlanması pandemi ilanı sonrasındaki kaynak artışlarıyla belki mümkün olabilir. Ancak dünyanın belirli bölgelerinde pandemi ilanı sonrası uygulanması gereken prosedürlerin yerine getirilemeyeceğinden endişe duyulmaktadır.

Gülseli Kırgıl Bilim ve Gelecek

Kaynaklar: SCIENCE NEWS; WHO; WHO; NEW YORK TIMES

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.