Salih Niyazi Dedebaba

1876 yılında doğmuş – 1942 yılında Şehid edilmiştir.

Salih Niyazi Dedebaba

Kalender Çelebiden sonra öldürülen ikinci Hacıbektaş postişndir . Gerçekte Türkiye’den Atatürk’e süikast ayak oyunu ile algı opersyonu sonucu Aranavut kimliği nedeni ile sürülmüştür. Halbuki yüzbinlerce suuni arnavut mübadele sonucu anadoluya getirilip yerleştirlmişti . 1876 yılında, Kolonya (Kolonja) İlinin Starye (Starje) köyünde, Bektâşî geleneğine bağlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir Babası Derviş Cufo (Tsufo), Bektâşî tarikatine mensuptur. Annesinin adı ise, Şemsie’dir (Shemsie).

Esasen bu araştırmamız, Salih Niyazi Dedebaba’nın, Cumhuriyet Hükümetince çıkarılan “Tekke ve zaviyelerin ılgası”na dair yasa gereği, 1927 yılından itibaren yurtdışına sürgün edilmesiyle başlayan yakın tarihimizle ilgili süreçle yakından ilintili olacaktır. Salih Niyazi Dedebaba, 1927 yılında yurt dışına çıkarılması sonrasında, Mısır’a hareket eder ve ilk icraat olarak, elân burada icrâ-yı faaliyet eden önemli mücerret Bektaşi Dergâhlarından olan Kahire yakınlarında Mukettum Dağında bulunan “Kasr-ül Ayn” veya bilinen isimleri ile El-Mağaravi veya Kaygusuz Abdal Tekkesi’ne uğrar. O dönemde bu dergâhın postnişinliğini, Mehmet Ali Baba yapmaktaydı. Bu dergâhta ünlü Bestekâr Şekerci Cemil beyin mahdumu, Hafız Tahsin Başpehlivan Baba’ya ve Ahmet Sırrı Baba’ya Halifelik verir. Daha sonra deniz yolu ile Girit’e uğrar ve oradan Arnavutluk’un başkenti Tiran’a gelir. Dönemin Arnavutluk kralı Zogo kendisini hoşnutluk ile karşılar ancak Dedebabalık yapmama koşulu ile kendisine Tiran’ın Ali Demi semtinde arazi vakfeder. İlerleyen yıllarda 1935 yılında Salih Niyazi Dedebaba buraya bir dergâh inşâ eder.

arshivimg1

1924 tarihinde çıkarılan 677 Sayılı Kanun gereği tüm tarikatların faaliyetleri durdurulmasına karşılık, merkezi idarenin müsamahası ile Bektaşiler ve Masonlara faaliyetlerinde 1927 yılına değin pek dokunulmamıştır. (Bu konumdan Mustafa Kemal Paşa’nın iradesi olduğu anlamı da çıkarılabilir.)

Salih Niyazi Dedebaba-Arnavutluk

Bektaşilik faaliyetlerine “de-faeto” son verilmesinin temel eksenlerinden birinde 17 Kasım 1924 yılında Başkanlığını Kazım Karabekir Paşa’nın yaptığı “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının” kurulması ve bu partinin sürecindeki dramatik kurgunun büyük payı vardır. 1924 yılı sonrası Hacı Bektaş ilçesindeki Pirevi 1924 yılı sonrası Hacı Bektaş ilçesindeki Pirevi kapatılmış ve Bektaşi Dergâhlarının tüm vakıflarına el konsa da (sadece Tire, Horasan’lı Ali Baba Dergâhı, özel bir yasayla açık tutulmuştur.) Salih Niyazi Dedebaba Ankara’da büyük bir otel kiralayarak tarikat hizmetlerini görmeye başlamıştır. Ancak bu yıllarda içinde “Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası’nın” bazı üyelerinin de bulunduğu iddia edilen, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya bir suikast düzenleme (ünlü İzmir suikastı) girişimi tespit olunmuş ve dönemin İstiklâl Mahkemelerince yapılan yargı tutanaklarına bazı Mason ve Bektaşi isimlerinin yansıması üzerine özellikle Arnavut ve Girit kökenli ve ittihatçı geçmişi bulunan Bektaşi Babalarına yönelik kuşkular algılanmıştır. Salih Niyazi Baba’da bu kuşkudan nasibini alır ve yurtdışına çıkarılır.
Cumhuriyetin modern hükümeti, o sıralar C.H. Fırkası’ndan mebus seçilmiş olan Denizli milletvekili Hacı Hüseyin Mazlum Baba’dan (Hacı Hüseyin Mazlum Baba, Denizli Kazak Abdal Dergâhı’nın son Postnişinidir.) Bektaşiyye mensuplarının Cumhuriyet Devrimlerine muhalefet etmeyecek bir yapılanmaya gitmeleri doğrultusunda bir model üretmesini ister. Mazlum Baba, kendisinden nasipli ve Salih Niyazi Dedebaba’dan Halifelik almış bulunan ve Cumhuriyet’in güvenilir adamı konumundaki Ali Naci Baykal Baba ile yeni bir teşkilatlanma modeli yaratırlar. 1943 yılına kadar Hitler Almanya’sının işgali altında kalmıştır. 1943 yılından sonra kendisi de bir Bektaşi çocuğu olan Enver Hoca’nın Emek Partisi öncülüğünde örgütlenen Sosyalistler 1945 yılında Sosyalistler Arnavutluk devletini kurmuşlardır. Bu savaşta bazı Arnavut Bektaşiler, Enver Hoca’nın partizan örgütünün saflarında yer almalarına karşılık, bazı Bektaşilerse karşı milliyetçi kral Zogo’nun taraf olduğu cephede yer almışlardır.

Salih Niyazi Dedebaba böyle bir ortamda, Tiran’daki dergâhında, dervişi olan Aziz Niyazi Triandafil derviş ile birlikte 28 Kasım 1942 tarihinde italyanlar tarafından kurşunlanarak öldürülmüş olarak bulunmuştur. 1967 tarihinde Tiran’daki kabirlerinin Sosyalist Hükümetçe tahrip edilebileceği kuşkusuyla, naaşları taliplerince mezarlarından çıkarılmış ve Tiran yakınlarındaki Tufina kentine kaçırılmış ve 1991 yılında yeniden Tiran’daki dergâhına defnolunmuştur. Hemen yanı başında Cafer Sadık Baba ve Ali Rıza Babanın kabirleri bulunmaktadır.

Tahir Aslandaş Dede

Kaynak: 1

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.